| |
"AMERİKAN SOĞANI" VE SOĞANIN MARİFETLERİ
Başlığı okuyunca, diyeceksiniz ki bu " Amerikan soğanı " da nereden çıktı?
Hiç sormayın, vallahi başımıza taş yağacak! Amerika'dan soğan yani bildiğimiz pîvaz gelmiş satılıyor, deselerdi inanmazdım, ama kendi gözlerimle gördüm. Görünce de saflığımdan olacak ki, hayrete düştüm.
Anlatayım efendim. Alışveriş yapmak için oturduğum evin yakınında bulunan markete gittim. Market içinde gezerken, sebze ve meyve reyonunun önüne geldiğimde baktım kiloluk fileler içersinde bizim soğanlardan azıcık daha büyük, açık kahverenginde olan kuru soğanların üstünde " Amerikan soğanı " yazıyor. Market çalışanlarından sordum: " Bu soğanlar gerçekten de Amerikan soğanı mı ?" diye. Çalışanlar: " Evet " diye yanıtladılar. Ne diyeyim: " Allah bizi beterinden saklasın !"
Soğanlarımızın acı oluşundan mı, çok çabuk çürüyüp ezilmesinden mi bilemiyorum; bildiğim, Amerikan soğanının artık soğanlarımızın saltanatını sarsıyor oluşudur. Ve sadece dolar, Coca-Cola , McDonald 's, öldürücü silahlar, bilgisayar, bilgisayar donanımı gibi ürün ve nesneleriyle yetinmeyip, soğanıyla da artık evlerimize ve mutfaklarımıza giriyor oluşudur.
Yetkililerimiz de nutuk atıyor; " dış ticaret açığı 44,5 milyar dolar ... ithalat ve ihracat arasında bir dengesizlik var " diye.
Amerikan soğanı yerseniz, ithalat ve ihracat arasında tabiî ki dengesizlik olur!..
***
" Amerikan Soğanı "nı markette görmem, soğan konusunda kısa bir araştırma yapmama neden oldu. Mutfaklarımızın bir vazgeçilmezi, her çeşit yemekte garnitür ve lezzet verici olarak kullanılan soğanı edindiğim bilgiler ışığında isterseniz gelin yakından tanıyalım:
Soğan, şişkin toprakaltı bölümleri sebze olarak kullanılan iki yıllık otsu bir bitkidir. Güneybatı Asya kökenli olduğu sanılmaktadır. Günümüz soğanı Batı Asya kökenli yaz soğanı ve Güney Sibirya kökenli kış soğanı olarak tanımlanan iki ayrı türün karışımından türetilmiştir. Latince ismi Allium cepa dır. Sarmısakla yakın akrabalığı vardır. Zambakgiller (Liliaceae) familyasında sınıflandırılır. Kürtçe ismi P îvaz 'dir. Türkçedeki soğan sözcüğünün kökeni hakkında, Bedros Keresteciyan, Sanskritçe sukanda ile Farsça sukh ve Ermenice soh sözcükleri arasında benzerliklere dikkat çeker.
Hindistan'da, Çin'de ve Mezopotamya'da tarihöncesi çağlarda bile soğan yetiştirildiği söylenmektedir. Hatta Eski Mısırlılarca yuvarlak biçimli soğanlar evrenin simgesi olarak kabul edilmiştir. Antikçağda hüküm sürmüş Hatti Kralı Tudhalya IV'e ait bir kil tablette, Zabata tapınağında " Soğan Bayramı "nın bile yapıldığını öğrenmekteyiz. Hititlerin Sümer dilinde yazılmış dini ayinlerinde okunan bir duada; " Bak, nasıl soğan yapraklarla sarılmış ve birbirini bırakmazsa kötülük, tanrı yemini, lanet ve kirlilik o mabet etrafında soğanınki gibi bir araya sarılmış olsun. Bak. Şimdi bu soğanı soydum. Şimdi onu çıplak bir sap bıraktım. Kötü sözü, tanrı yemini lâneti ve kirliliği mabedinden böyle ayırsın. Tanrı ve kurban sahibi bu sözden temizlenmiş olsunlar " diye niyazda bulunulmaktadır.
Çağlar boyunca da şifalı bir bitki olarak değerlendirilmiştir. Başta soğuk algınlığı olmak üzere kulak ağrısı, larenjit, böcek sokması, barut yanığı ve siğil tedavisinde kullanılmıştır.
Soğan, 75-150 cm. arasında boy atabilir. Yeni ekilen soğan (ki bu soğana arpacık/kıhsa/kixs denir), toprağın üstünde yeşil yapraklar boy atarken, toprağın altında ki baş kısım şişkinleşip büyür. Dış kabukları kurur. Günlük dilde kuru soğan denen bu ürün biçimi, büyüklüğü, rengi ve tadı yetiştirilen çeşit ve bölgeye göre değişir; yuvarlak, yassı yuvarlak, silindirik ve topaç biçimli gibi. Dış kabuklarını rengi çoğunlukla sarı, beyaz, yeşil, mor ya da kırmızıdır.
Soğanların özgün yakıcı lezzeti bileşimindeki bol kükürtlü uçucu yağdan ileri gelir; soğanın soyulma ve doğranması esnasında gözlerin yanması, sulanması da açığa çıkan bu yağdandır.
Çin, ABD, Rusya, Japonya, İspanya ve Türkiye, dünya soğan üretiminde başta gelen ülkelerdir. İspanya Avrupa'nın en büyük soğan üreticisidir.
Türkiye'de soğan üretimi, büyük kentlerin çevresi ile Orta Karadeniz bölgesinin iç kısımlarında yoğunlaşmıştır. En çok soğan üretimi yapan iller Bursa, Çorum, Hatay ve Tokat'tır. En çok yetiştirilen soğan çeşitleri İmralı kırması ve kantar topu gibi dayanıklı soğanlar ile tatlı soğan ve sarı soğan gibi dayanıksız soğanlardır.
Soğan, şifa kaynağıdır.
Soğan, bedene güç ve sağlık, yemeklere lezzet ve tat vermesi bakımından yeşili ve kurusuyla mutfağımızda eksik olmayan bir sebzedir. Metabolizma düzenleyici ve mikrobik hastalıklara karşı bağışıklık sistemini düzenleyici olması nedeniyle, sağlık açısından çok önemlidir soğan. Uzmanların dediğine göre, soğanda bol miktarda A, B ve C vitamini; fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok yararlı maddeler; antibiyotik görevi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunmaktadır. Bu nedenle, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği, romatizma, cilt hastalıkları, alerji, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklara iyi geldiği; ayrıca, bol idrar söktürdüğü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığı, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığı, pankreası çalıştırarak insülin salgısını arttırdığı ve kanda şeker seviyesini düşürdüğü de iddia edilmektedir. Dahası, soğanın karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediği ve gıdaların vücudu zehirlemesini önlediği, bağırsak kurtlarını döktüğü de söylenmektedir. Zelo nenem ve anam, haşlanmış bir bütün kuru soğanı (soğuduktan sonra) iltihaplı, çıban türü yaraların üstüne koyup, temiz bezle sarıp bağlayarak iltihabın toplanıp patlamasını ve yaranın iyileşmesini sağlarlardı. Soğan, ayrıca grip, nezle, gırtlak iltihabı ve öksürük önleyici olarak kullanılabilir. Soğuk algınlığında çocuklara, soğan çok ince kıyılıp ezilerek, balla karıştırılarak yedirilmesi önerilmektedir. Öksürük ve boğmacada soğan şurubu rahatlatıcı bir özelliğe sahiptir.
Soğan şurubu yapmak için; orta boy bir kuru soğan çok ince kıyılır, 2-3 yemek kaşığı toz şekerle karıştırılır, 1 çay bardağı su eklenerek, 2-3 dakika hafif ateşte kaynatılır. Kaynamadan sonra 2-3 saat bekletilir. Sonra posası sıkılır. Gün boyunca 5-6 kez, 1-2 çay kaşığı hastaya verilir.
Soğan sevgilileri ayırma gibi bir uğursuzlukta da kullanılmaktadır.
Bunun için, Ayın 15 inci gecesi filizlenmiş büyük bir soğan alınır, soğanın bir tarafına kızın, diğer tarafına da erkeğin isimleri iğne ile kırkbir defa yazılır. Soğanın filizlerinden tutup, Ay'a bakılarak iki parça edilir. " Sen şahit ol benim bu soğanı ayırdığım gibi onlarda ayrılsın " denilir. Her iki tarafın sevgisinin son bulması içinde toprağa tuz gömülür. Bu tuz toprakta eridikçe sevgililerin birbirilerinden soğuduklarına inanılır. (Siz siz olun sevenleri bir birinde ayırmayın: Günahtır.)
***
Tüm acılarımız soğan acısı kadar hafif olsun ve soframızdan bolluk, mutfağımızdan soğan eksik olmasın! Enter.
23 Mart 2007 tarihli Ergani Haber gazetesinde yayınlandı.
25 Mart 2007 tarihinde http://www.gunlukhaberler.com web sitesinde yayına konuldu.
|