|
"GÜNAHKAR KALDIRIM SERÇESİ"
24 Haziran 2008 tarihinde çok sevdiğim arkadaşım gazeteci Kenen MENDEKLİ, çok genç, 43 yaşında, amansız mide kanserine yenik düşerek aramızdan ayrıldı.
Kenan; dürüst, cesur ve çok çalışkan bir gazeteciydi. (daha geniş bilgi için; Gökyüzüne Akan Bir Yıldız: KENEN MENDEKLİ başlıklı yazıma bkz.) Anısına, 18 Haziran 2007 günlü Birgün gazetesinde yayınlanan " Günahkar Kaldırım Serçesi " başlıklı yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Saygılar...
" GÜNAHKAR KALDIRIM SERÇESİ "
Bir buçuk metrelik boyu ve buğulu sesiyle Fransız müziğini etki altına alan, Fransızların 'Kaldırım Serçesi' Edith Piaf, varoşların asi çocuğu olarak yaşadığı döneme damgasını vurdu. Gelmiş geçmiş en büyük jazz solistlerinden biri olarak kabul gören Edith Piaf, okul ve konservatuvar yüzü görmedi, varoşların sesiydi, şan şöhret sahibiydi, sınıf atladı ama hiçbir zaman burjuvaziyle yıldızı barışmadı. Burjuva yaşam tarzını ihlal ettiği için kilise tarafından 'günahkâr' ilan edildi, öldüğünde (dini) cenaze töreni yapılmadı ama 40 bin kişinin katılımıyla görkemli bir şekilde toprağa verildi.
Onun konservatuvarı sokaklar
Asıl adı Edith Giovanna Gassion olan Edith Piaf, 19 Aralık 1915'te Paris'te doğdu, dünyanın savaş ve toz duman içinde olduğu günlerde... Edith, annesini hiç tanımadı, doğduktan sonra anneannesine bırakıldı. Geçirdiği bir rahatsızlık yüzünden 'gözlerine perde' inen Edith, tam üç yıl görmeden yaşadı. 3 yaşına kadar, sokaklarda ve meyhanelerde dans ederek yaşamını sağlayan, 'Kenar Mahalle Kırlangıcı' olarak tanınan anneannesinin yanında kalan Edith, 3 yaşından sonra genelev işletmecisi olan babaannesine teslim edildi babası tarafından.
Genelevin 'sermaye' kızlarının yoğun ilgisi ve babaannesinin bol kesesi kısa sürede sonuç verdi, Edith'in gözleri burada açıldı. 7 yaşına kadar 'sermaye' kızların maskotu olarak mutlu bir yaşam süren Edith, 7 yaşına geldiğinde o da her yaşıtı gibi okula gitmek istedi ama okul kendisini kabul etmedi.
Burjuva beyleri ve hanımları kendi çocuklarının okuduğu okulda bir genelev işletmecisinin torununun okumasına izin vermiyorlardı. Bunun üzerine Edith, babasına, yani sokağa dönmek zorunda kaldı. Böylece Edith'in benim konservatuvarım dediği sokak yaşamı da başlamış oldu.
Burjuvazi hazmedemedi
Babası kahve ve barlarda 'aerobik' şovlar yaparak geçimini sağlamaya çalışıyordu. Bundan böyle bu işi kızıyla yapacaktı ama kızının böyle bir yeteneği yoktu, onun yeteneği gırtlağındaydı. Sadece bir sesi vardı. Bu yüzden kısa süre sonra babasıyla da yollarını ayırdı ve üvey kız kardeşi Simone Berteaut ile sokak yaşamını sürdürdü, tüm horlanma ve yok sayılmasına rağmen şarkıcılığını kabul ettirdi cümle Fransa'ya. Ama tüm ününe ve Fransız müziğine yaptığı etkiye rağmen, burjuva beyleri ve hanımlarının asık suratlarından oluşan duvarı aşamadı. Onlara göre Edith, 'Kaldırım Serçesi'siydi. Bu 'Kaldırım Serçesi' adı altında aslında sınıfsal bir kimlik vardı. Burjuvazi bunu hazmedemezdi.
Sorunlarını şarkıyla dile getirdi
Kaldırımlardan sanatının zirvesine kadar Edith Piaf'ın yanında ayrılmayan kız kardeşi, Simone Berteaut, ablasının yaşamını kaleme aldı ve 'Kaldırım Serçesi' adı altında kitaplaştırdı. Aydın Emeç'in çevirisiyle dilimize kazandırılan bu biyografi, sadece Fransa'da değil, tüm dünyada ve yaşamın her alanında sınıfsal çelişkilerin günlük yaşam üzerindeki etkilerini ortaya koyuyor.
Yaşamı boyunca 'Ne işte, ne aşkta, ne de parada' ekonomiye inanmayan Piaf, 48 yıllık ömründe hiç kimsenin himayesine girmedi, korkusuz ve çalkantılı bir yaşam sürdü. Beyler ve hanımlar rahatsız olur diye okula kabul edilmedi ama o sokakları kendine 'konservatuar' eyledi, önüne konan tüm engelleri aştı, üstelik paranın egemenliğine boyun eğmeden.
Çocukluğundan beri yaşadığı sorunları şarkılarıyla dillendirdi. Bu durumdan rahatsız olan ve Edith Piaf'ı zapturapt altına alamayan egemen sınıf, çareyi kilise aracılığıyla cezai yaptırımda buldu. Kilise Edith Piaf'ı 'günahkâr' ilan etti. Kendi değerleri aşındırıldığında her zaman dini yöntemlerle muhalifleri boğmaya çalışan egemen sınıfın bu ilkel ceza yöntemi de pek işe yaramadı. Edith Piaf, 11 Ekim 1963'te öldüğünde kilise dini tören yapılmasına izin vermedi. Ama bu dini yaptırım da işe yaramadı, son yolculuğunda 40 bin kişi Edith Piaf'ı görkemli bir şekilde uğurlandı. Fransa Fransa olalı böyle bir tören görmemişti.
Çünkü o bizden biriydi
Simone Berteaut, "gece bacağını bir erkeğin beline sarmadan yatmayı hiç beceremedi, neonlardan da hiç inmedi, savaş sırasında Yves Montand'a da kök söktürdü, kafası basmayınca erkeklere kapıyı göstermekte iki dakika tereddüt etmedi, şarkı söylerken hep tırmandı, para saymayı bilmedi" diyor. İşte bu yüzden o bir 'günahkâr'dı. Alt gelir gurubuna mensup 'Kaldırım Serçesi'ydi, 'bizden biri' değildi.
Sevenleri için de o bir 'Kaldırım Serçesi'ydi, çünkü o 'bizden biriydi', kaldırımların ve kenar mahallelerin, milyonların sesiydi. Şarkılarında onları anlatıyordu. Bu yüzden son yolculuğunda 40 bin kişi kendisine eşlik etti, kiliseye rağmen.... Kaldırım Serçesi-Edith Piaf / Simone Berteaut / Çev: Aydın Emeç / Agora Kitaplığı
29 Temmuz 2008 tarihinde www.sivildusunce.com sitesinde yayına konuldu.
|