HAVA KİRLİLİĞİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

 

Kirlilik Nedir?

İnsanların arzu etmediği, istemediği her şey kirliliktir.

Evimizde, okulumuzda, mahallemizde, kısaca yaşadığımız çevrede olmasını istemediğimiz, insan ve çevre sağlığına zarar veren, insanlara sıkıntı veren, çirkin görüntü yaratan şeylere kirlilik denmektedir. Bunlara örnek olarak; pet şişeleri, oto lastikleri, kâğıt ve sebze artıkları, soba-kalorifer külleri, fabrika, soba ve kalorifer bacalarından çıkan dumanları, atıksu ve ambalaj atıklarını... gösterebiliriz.

Peki, çevre nedir ve çevre kirliliğinden ne anlamalıyız?

Çevre, insan veya başka bir canlının yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Hava, su, toprak çevrenin fiziksel unsurlarını; insanlar, hayvanlar, bakteri ve mantarlar ise çevrenin biyolojik unsurlarını oluştururlar. Doğadaki canlıların kendi aralarındaki ve fiziksel çevreyle olan ilişkileri, canlıların sağlıklı gelişmesine imkân veriyorsa, doğal denge sağlanmış demektir. Aksine bir durum ise, bu dengenin bozulduğunu gösterir.

İnsanların doğal kaynakları aşırı ve yanlış kullanımı sonucu çevre bozulmakta ve tahrip olmaktadır. Bu durumda doğanın temel unsurları olan hava, su ve toprağın yapısın bozmaktadır. Çevrenin bozulması veya tahrip olmasıyla başta insanlar olmak üzere, tüm canlı varlıklar zarar görmekte ve olumsuz yönde etkilenmektedirler. Bu olumsuz etkilenmeden ortaya çıkan çevre sorunlarına çevre kirliliği denilmektedir. Kısaca çevre kirliliği çevrede olmasını istemediğimiz unsurların toplamıdır.

Çevre kirliliklerinde en çok gündeme gelen kirlilikler: Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği ve gürültü kirliliğidir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 1972 yılında; "çevre bilincinin derinleştirilmesi bakımından insanlığın çevrenin korunması ve geliştirilmesi yönünde ilgilerini belirlemek için dünya çapında faaliyette bulunmak" amacıyla, 5 Haziran'ı "Dünya Çevre Günü" olarak kabul etmiştir. Bu nedenle, her yıl 5 Haziran'da bütün dünyada çevre bilincini geliştirmek için başta okul ve belediyeler olmak üzere birçok kurum ve kuruluş özel eğitim programları, resmî geçitler, özel temizlik kampanyaları, ağaç dikme etkinlikleri yapmaktadır. Çevre gönüllüleri atıkların geri dönüşümü ve ekonomiye yeniden kazandırılması kampanyaları düzenlemekte; işyeri ve politik gruplara etkinliklerini artırmaları için çalışılmaktadırlar.

Yurdumuzda çevre ile ilgili birçok resmi ve gönüllü kurum, kuruluş faaliyet göstermektedir. Okullarda kurulan veya kurulması düşünülen "Çevre Kolları"nda gönüllü birer çevre kuruluşu sayabiliriz.

Konumuz hava kirliliği olduğu için, hava kirliliğine kısaca değinmekte yarar vardır:

 

Hava Kirliliğinin Kaynakları Nelerdir?

İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için oksijene ihtiyacı vardır. İnsanoğlu oksijeni solunum yoluyla havadan alır. Bir insan yaklaşık olarak açlığa 60 gün, susuzluğa 6 gün dayanırken havasızlığa 6 dakika bile dayanamamaktadır. Bir insan, yaklaşık olarak günde 12.240 litre hava solumaktadır.

Temiz hava içerisinde %78 azot, %21 oksijen ve %1 oranında da diğer gaz, toz, su buharı gibi maddeler bulunmaktadır. Bu oranlara havanın doğal bileşenleri denilmektedir. İşte bu oranların bozulması, yani doğal hava bileşenlerinin oranlarının değişmesi sonucu havada yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı yaşamına ve ekolojik dengeye zararlı olabilecek yoğunluk ve sürede bulunması hava kirlenmesine neden olmaktadır.

Hava kirliliğine neden olan kirleticiler yani is, kurum, kül, kimyasal toz ve gazlar ne kadar çok havaya karışırlarsa hava kirliliği o oranda artar. Bu durum insan ve çevre sağlığını da o oranda olumsuz etkilemektedir. Bu etkiler kışın rüzgârın hafif ve havanın nemli olduğu günlerde daha çok artmaktadır.

Hava kirlenmesine neden olan kaynakları; doğal kaynaklar ve yapay kaynaklar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.

 

Doğal Kaynaklar

Hava kirlenmesine neden olan doğal kaynaklara şunları sayabiliriz;

-Yanardağ/volkan faaliyetleri,

-Orman yangınları,

-Açık arazideki hayvan ve bitki örtülerinin bozulması vs...

 

Yapay Kaynaklar

Hava kirliliğine neden olan yapay kaynaklar, insanların faaliyetleri sonucu oluşan kaynaklardır. Bunlar;

-Isıtma amacıyla konutlarda yakıt kullanımı,

-Sanayi faaliyetleri,

-Ulaşımda motorlu karayolu taşıtlarının kullanımı, yanı trafiktir.

 

Isıtma amacıyla konutlarda yakıt kullanımından kaynaklanan hava kirliliği ve alınması gereken önlemler

Önce insanlar neden ısınmaya ihtiyaç duyarlar, ona bakalım.

Fizikte bir kural vardır: Sıcaklığı yüksek olan bir cisim ya da ortamdan, sıcaklığı daha düşük olan cisim ya da ortama devamlı bir ısı akışı olur. Bu nedenle, sıcaklığı yüksek olan cisim ya da ortamın sıcaklığı düşer. İki cisim ya da ortam arasındaki sıcaklık farkı büyük ise, geçen ısıda büyük olur. Bu temel kural insanlar için de geçerlidir. İnsanlar yediği besinleri oksijenle yakarak, vücutlarında ısı üretir. Ama, çevresi kış aylarında kendisinden daha soğuk olduğu için, insanlar ısı kaybeder, üşür. İnsan vücudunun ürettiği ısı ile kaybettiği ısı arasında bir denge kurulması ihtiyacından, çeşitli ısıtma araçlarından (soba, kalorifer vs.) yararlanılır.

Tarihte insanlar ilk defa ateşi açıkta yakarak ısınma ihtiyaçlarını gidermişlerdir. Sonra, ateşi mağara ve giderek evlerindeki ocaklarında yakarak ısınmaya çalışmışlardır. Daha sonraları ise, her odanın veya her konutun ayrı ayrı ısıtılması yerine ısıyı bir yerde üretip (kazan dairesi gibi...) ihtiyaç duyulan yerlere, oturma odalarına götürmenin daha iyi olacağı düşünülerek kalorifer sistemlerini geliştirmişlerdir.

Bugün, bizler kış aylarında üşümemek için evlerimizde, okulumuzda, işyerlerinde soba veya kalorifer yakarak ısınmaya çalışmaktayız. Soba ve kaloriferlerimizde genellikle odun, kömür, fuel-oil ve doğal gaz yakılmaktayız. Bu yakıtların soba ve kaloriferlerimizde yakılması sonucu bacadan çıkan duman havayı kirletmektedir.

Soba veya kalorifer kazan bacalarından çıkan gazlara genel kirleticiler denilmektedir. Bunlar; karbonmonoksit (CO), kükürtdioksit (SO 2 ), Azotdioksitler (NO x ) ve partikül maddelere (is, kurum ve toza) genel kirleticiler denilmektedir.

Bizler, hem ısınmak ve hem de havayı kirletmemek zorundayız. O halde, kirletmeden ısınmalıyız. Bunun için, ısınmadan kaynaklanan hava kirliliğini azaltmak veya hava kirliliğini önlemek için aşağıdaki prensiplere uyulmalıyız.

1-Yakıt tasarrufu yapılmalıyız. Ne kadar az yakıt tüketirsek, o kadar hava az kirlenir. Örneğin; sobamızı 10 saat yakacağımıza, 8 saat yaktığımızda 2 saat tasarruf etmiş oluruz veya 80 derecede kaloriferi çalıştıracağımıza, 70 derecede çalıştırdığımızda 10 derecelik bir yakıt tasarruf sağlamış oluruz.

2-Temiz yakıt kullanmalıyız. Yakıtlar içinde en temiz yakıt doğal gazdır. Doğal gazın dışında yakıt olarak sıvı yakıt, yani petrol ürünü yakıt olan motorin (mazot), kalorifer yakıtı (4 nolu fuel-oil), 5 no'lu fuel-oil, 6 no'lu fuel-oil ile yerli ve yabancı menşeili kömürler kullanılmaktadır.

5 no'lu fuel-oil ile 6 no'lu fuel-oil kirletici etkileri yüksek yakıtlardır. Bu sıvı yakıtlar konutlarda kullanılmamaktadır. Birçok ilde petrokokun satışı ve kullanımı yasaklanmıştır.

Linyit kömürleri için her ilde belli kural ve standartlar getirilmiştir. Bu kurallara uyulmalı, standart dışı kömürler kullanılmamalıdır.

3-Yakıtlar soba ve kaloriferlerde tekniğine uygun yakılmalıdır.

4-Binalarda ve evlerimizde ısı yalıtımı ve ısı izolâsyonu mutlaka olmalıdır. (Çok büyük pencere yerine normal pencereler, çift cam gibi...)

5-Kalorifer ateşçileri yaygın bir şekilde eğitilmeli, ehliyeti olmayan ateşçiler kalorifer kazan dairelerinde çalıştırılmamalıdır.

6-Kalorifer ve soba bacaları her sezon başında mutlaka temizlenmelidir.

7-Kaloriferler yanarken kalorifer dairesinin havalandırma penceresi açık tutulmalıdır.

8-Kömürlü kazalarda haftada en az iki defa, sıvı yakıtla yani fuel-oil ile çalışan kazanlarda ise haftada bir defa kazan temizliği yapılmalıdır.

9-Kalorifer tesisatındaki arızalar zamanında giderilmelidir.

10-Kaloriferler bina dışındaki hava sıcaklığı 15 derece santigrat ve altına düştüğü zaman yakılmalıdır.

11-Evlerde; oturma odaları, salonlar yaklaşık 20 derece; merdiven, mutfak, tuvalet 15 derece, yatak odası 20 derece, banyo 26 derecenin üzerine çıkılmayacak şekilde ısıtma sağlanmalıdır. Fabrika ve iş hanlarındaki kalorifer tesisatları yaklaşık 15 0 C-20 0 C arasında yakılmalıdır.

12-Valilik tarafından Uyarı Kademelerine ilişkin karar alındığında, Uyarı Kademelerindeki önlemlere uyulmalıdır.

Özet olarak;

Birinci Uyarı Kademesinde fabrikalar % 50 kapasite ile çalışacaktır. Kaloriferler ise, 4'er saatten toplam 8 saat yakılacaktır.

İkinci Uyarı Kademesinde kaloriferler 3'er saatten toplam 6 saat yakılacaktır. Fabrikalar yine % 50 kapasite ile çalışacaklardır.

Üçüncü Uyarı ve Dördüncü Uyarı Kademelerinde ise kalorifer ve sobalar hiç yakılmayacaktır.

 

Sanayiden Kaynaklanan Hava Kirliliği ve Gerekli Önlemler

Okuduğumuz kitaplar, yazdığımız defterler, elimizdeki kalemler; yediğimiz çikolatalar, bisküviler; oturduğumuz masalar, sandalyeler; evimizdeki buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon ve giydiğimiz giysiler fabrikalarda yapılmaktadır. Fabrikalarda bu saydığımız ürünlerin yapılması ve bizlerinde bunların kullanmasının bir neticesi ve bedeli olarak fabrikaların bacalarından kimyasal gazlar, tozlar ve dumanlar çıkarak hava kirletilmektedir.

Fabrikalarda enerji ihtiyacı için yakılan yakıtlar ve fabrikada yapılan işlemden oluşan kirleticiler, baca ile havaya atılarak kirliliğe neden olmaktadır.

Günlük ihtiyaçlarımızın karşılanması, yurdumuzun kalkınması, yeni iş sahalarının açılarak işsizliğin önlenmesi için bu fabrikaların mutlaka çalışması ve üretimlerini yapması gerekir. Burada önemli olan, hem kalkınmamızı sürdürmek ve hem de çevremizi korumaktır.

Peki, hem kalkınma ve hem de çevre korunması ikisi bir arada nasıl olacaktır?

İşyerleri, fabrikalar çevreyi kirletmemek için gerekli önlemleri almalıdır. Örneğin, temiz yakıt kullanmalı, filtre sistemleri kurulmalı, geri dönüşümü mümkün olan hammaddeler kullanılmalı, personel çevre konusunda eğitilmeli, yeşillendirme çalışmaları yapılmalı, teknolojik yenilikler takip edilmeli ve uygulanmalıdır. En önemlisi yetkili kurumlardan gerekli yasal izinleri mutlaka almalıdır. Denetleyici kurumlar da, bu tür yerleri sık sık denetlemelidir.

 

Trafikten Kaynaklanan Hava Kirliliği ve Gerekli Önlemler

Ulaşım araçları günlük yaşantımızın bir parçasıdır. Her gün okulumuza, iş yerlerimize, gezmeye giderken; zorunlu olarak taksi, dolmuş, minibüs veya otobüslere binmekteyiz. Bunun yanında eşya ve yüklerimizin taşınması içinde kamyon veya kamyonetleri kullanmaktayız. İşte her gün değişik şekilde yararlandığımız bu motorlu kara yolu taşıtları çevremizi ve soluduğumuz havayı kirletmektedir.

Bugün, hava kirliliğinin yarısını motorlu taşıtların oluşturduğu söylenmektedir. Büyük kentlerimizde ana cadde ve kavşaklarda, kara yolları çevrelerinde havayı kirleten madde emisyonları (atmosfere atılan gaz, toz, is v.s.) önemli boyutlardadır.

Bir insanın günlük ihtiyacı olan 15 m 3 temiz havayı sadece bir tek taşıt 10 dakikalık bir süre içerisinde solunum için tehlikeli hale dönüştürebilir. Kentlerdeki yüz binlerce taşıtı düşünürsek; taşıtların neden olacağı hava kirliliğinin boyutu hakkında bir tahminde bulunabiliriz.

İstanbul'da bugün 1 milyondan fazla trafiğe kayıtlı motorlu taşıt aracı kentin cadde ve sokaklarında dolaşmaktadır. Havaya kirletici gaz ve tanecik (partikül) yayabilen bu araçlar kötü bakım, bilinçsiz kullanma ve bir kısmının çok eski oluşları nedeniyle kirletici özellikleri bir kat daha artarak, önemli kirletici kaynak durumundadırlar. Zamanında ve gerekli şekilde araç bakımı, trafik kurallarına uyma ve bilinçli araç kullanımı egzoz gazlarını azaltmada önemli bir etmendir.

 

Taşıtlardaki kirletici kaynaklar

Taşıtlarda hava kirliliği yaratan kirletici kaynaklar, motor cinsine göre değişmektedir.

Taşıtlarda benzinli ve dizel motor olmak üzere iki tür motor kullanılmaktadır.

Benzinli motorla çalışan bir taşıtın başlıca kirletici kaynakları şunlardır;

-Egzoz borusu (asıl kaynaktır),

-Benzin deposu,

-Kartel havalandırma,

-Karbüratör,

-Fren balataları ve lastikler.

Dizel motorlu taşıtlarda ise başlıca kirletici kaynak egzoz borusudur.

Dizel motorlu taşıtların egzoz borularından üç tür duman çıkar:

-Siyah duman: Tam yanmamış yakıt taneciklerinin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının olmadığını gösterir.

-Gri-beyaz duman: Tam yanma artığı maddelerin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının olduğunu gösterir.

-Mavi duman: Yanmamış yakıt ve yağ karışımı olup, genellikle motorun bakıma ihtiyacı olduğunu gösterir.

 

Taşıtlardan kaynaklanan kirleticiler genel ve özel kirleticiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Egzoz gazları içinde bulunan karbondioksit (CO 2 ), su buharı (H 2 O), hidrojen (H 2 ) ve azot (N 2 ) gazları kirletici olarak kabul edilmemektedir.

Egzoz gazı içerisindeki karbonmonoksit (CO), partikül madde (is, toz, tanecik v.s.) ve hidrokarbonlar genel kirleticiler olarak kabul edilmektedir.

Benzinli taşıtlarda ise, kurşun (Pb) bileşikleri önemli bir kirleticidir.

 

Taşıtların kirletici etkilerini azaltmak için;

1-Bakım onarım ve temizlikleri zamanında ve gerektiği şekilde yapılmalı,

2-Temiz yakıt kullanımına özen gösterilmeli,

3-Araçların muayenelerinin periyodik olarak yapılması sağlanmalı,

4-Araç kapasitelerinin üzerinde yolcu ve yük taşınmamalı,

5-Trafik kurallarına uyulmalı,

6-Benzinli taşıtlarda katalitik konvertör denilen filtre takılmalı,

7-Toplu taşımaya önem verilmelidir.

 

Hava Kirliliğinin Çevre ve İnsan Sağlığına Etkileri

Hava, doğadaki canlı hayatın temel unsurudur. Havanın gerek insan sağlığına, gerekse doğadaki tüm canlılara zarar verici hale gelmesi, başka bir deyişle kirlenmesi, atmosferdeki toz, gaz, duman, is, koku, su buharı miktarının belirli ölçülerin üzerine çıkmasıdır. Bu kirleticilerin hangi oranlarda zararlı olduğu, uluslar arası kuruluşlar ve her ülke tarafından "hava kirliliği standartları" olarak tespit edilmiştir. Bizde, bu standartlar Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği 'nde yer almaktadır.

Konut ve sanayi kuruluşlarının bacalarından ve taşıtların egzozlarından çıkan is, duman, partiküller, karbon, kükürt, azot oksitleri, hidrojen sülfür ve doymamış hidrokarbonlar gibi kimyasal maddeler havaya karışarak doğrudan doğruya solunum sistemi üzerine etkili olmakta ve bronşları tahriş ederek sonuçta kronik bronşit, aşırı nefes darlığı ve akciğer hastalıklarına yol açmaktadır.

Kirliliğin etkisiyle atmosferdeki ozon tabakası bozulmakta, dolayısıyla çeşitli cilt hastalıklarına neden olmaktadır.

Egzoz gazlarıyla havaya karışan kurşun ise, vücutta birikerek kronik kurşun zehirlenmelerine yol açmaktadır.

Kirli hava bitki ve ağaçların yapraklarının bozularak kurumasına ve hatta ağaçların yapraklarının dökülmesine neden olduğundan, tarımsal üretimde azalma olmaktadır.

Hava kirliliği malzemelere etki ederek tekstil boyaları ve yapı boyalarının solmasına, malzemelerin aşınması ve çürümesine, kil ve camların bozulmasına vs. neden olmaktadır.

Hava kirliliği nedeniyle, doğrudan otlak ve denizlerin kirlenmesi sonucu hayvan hastalıkları artmakta, hayvancılık zarar görmektedir.

Fabrika ve ev bacalarından, egzoz borularından çıkan gazlar atmosfere yükselmekte ve rüzgârın etkisiyle taşınmaktadır. Taşınan gazlar, sis ve bulutlardaki su ile birleşerek sülfürik asit ve nitrik aside dönüşmektedir. Bu asitler yağmur damlaları ile yere inerek bitkiler, toprak, canlı varlıklar, yapılar, göller, akarsular ve denizler üzerine düşmektedir. Asit yağmurlarının doğal çevredeki etkisi, bunların miktarları, mineral toprağın kalınlığı, jeolojik yapısı, bitki örtüsü ve kullanım biçimine bağlı olarak az veya çok olmaktadır.

Fabrika ve ev bacalarından, taşıtların egzozlarından çıkan gazlardan karbondioksit, azotoksit, metan, ozon ve kloroflor karbon gazları sera gazları olarak bilinir. Fosil yakıtların (petrol ürünleri, doğal gaz, linyit kömürü v.s.) yakılması sonucu yayılan gaz ve ısı yer kürenin ısınmasına neden olmaktadır. Yeryüzünün daha fazla ısınmasına neden olan bu etkiye sera etkisi denmektedir. Asit yağmurları ve sera etkisi doğanın doğal dengesini bozmaktadır.

Bunların yanında hava kirliliği, ayrıca insanların moral ve psikolojik durumlarını da olumsuz etkilemektedir.

 

Hava Kirliliği İle İlgili Yasal Düzenlemeler

 

Çevre ve hava kirliliği ile ilgili birçok yasal düzenleme (mevzuat) mevcuttur.

Anayasamızın 56. maddesi "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önleme, devletin ve vatandaşın ödevi" olduğunu hükme bağlamıştır.

Anayasanın bu maddesine dayanılarak, 10.06.1993 tarihinde "bütün vatandaşların ortak varlığı olan çevrenin korunması, iyileştirilmesi, kırsal ve kentsel alanlarda arazinin ve doğal kaynakların en uygun şekilde kullanılması ve korunması, su, toprak ve hava kirlenmesinin ünlenmesi, ülkenin bitki ve hayvan varlığı ile doğal ve tarihsel zenginliklerinin korumak, bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık, uygarlık ve yaşam düzeyinin geliştirilmesi ve güvence altına alınması için yapılacak düzenlemeleri ve alınacak önlemleri, ekonomik ve sosyal kalkınma hedefleriyle uyumlu olarak belirli hukuki ve teknik esaslara göre düzenlemek amacıyla 2872 Sayılı Çevre Kanunu yayınlanmıştır.

Çevre Kanununa dayanılarak 02.11.1986 tarih ve 19269 sayılı Resmi Gazetede; "Her türlü faaliyet sonucu atmosfere yayılan is, toz, gaz, buhar ve aerosol halindeki emisyonları kontrol altına almak, insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korunmak, hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamak" amacıyla Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği yayınlanmıştır.

Bu Yönetmelik, fabrikalardan kaynaklanan hava kirliliğini denetim altına almayı ve Yönetmelik gereği izne tabi olan işyerlerinin izin işlemleri ile ilgili esasları ve uyulması gereken kuralları açıklamaktadır.

Bu yönetmeliğin dışında birde, 19.11.1985 tarih ve 18786 sayılı Resmi Gazetede; Mevcut Binalarda Isı Yalıtımı ile Yakıt Tasarrufu Sağlanması ve Hava Kirliliğinin Azaltılmasına Dair Yönetmelik yayınlanmıştır. Bu Yönetmelik, adından da anlaşıldığı gibi binaların yapımı, ısı yalıtımı ve yakıt tasarrufu ile ilgilidir.

Ayrıca, İstanbul Valiliği 03.10.1988 tarih ve 1 No'lu kararı ile " İstanbul İlinde Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'nin 53. Maddesi Gereğince Uyarı Kademelerinde Alınacak Önlemler Tebliği "ni yayınlamıştır. (Bu Tebliğ baz alınarak, sonra birçok il benzer tebligat yayınlamıştır.)

Valiliğin bu tebliğinde;

Hava kirliliğinin önlenmesi için alınacak önlemler,

Birinci kademe ilk uyarı önlemleri,

İkinci kademe uyarınca alınması gereken önlemler,

Üçüncü kademe uyarınca alınması gereken önlemler

Dördüncü kademe uyarınca alınması gereken önlemler,

Kalorifer yakıcılarında alınması gereken önlemler, açıklanmıştır.

Bu yasal düzenlemelerin dışında Çevre Bakanlığı'nın, Valiliklerin, İl Mahalli Çevre Kurullarının, İl Hıfzısıhha Meclislerinin, Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin birçok genelge, karar ve uyarıları bulunmaktadır.

 

Bizlere Düşen Görevler Nelerdir?

1-Çevre ve hava kirliliği konusunda bilinçli olmalıyız. Bizler bu konuda ne kadar bilinçli olursak; havası, suyu, toprağı ile daha temiz, daha güzel, daha yaşanır ve daha yeşil bir Türkiye, daha yeşil bir dünya mücadelesinde o kadar başarı şansımız artar.

2-Çöp ve atık maddeleri bahçe, sokak ve caddelerde yakmamalıyız.

3-Valililikler Uyarı Kademelerine geçildiğini ilan ettiklerinde alınan kararlara uymalıyız.

4-Enerji tasarrufu ve milli servetimizi korumada çevremizin bilinçlenmesine yardımcı olmalıyız. Unutmayalım, ne kadar az yakıt tüketirsek o kadar az hava kirlenir. Aynı şekilde, ısı yalıtımı ve ısı izolâsyonunun önemini de annelerimize, babalarımıza yani yakın çevremize anlatmalıyız. Az yakıt tüketimi aynı zamanda aile bütçemizde katkı sağlar.

5-Yasalara, yasaklara ve kurallara uymanın bir vatandaşlık görevi olduğunu bilmeliyiz. Her konuda olduğu gibi hava kirliliği konusunda yayınlanmış ve yayınlanacak yasalara, yasaklara ve kurallara uymalıyız. Uymayanları uyarmalıyız.

6-Temiz bir hava hepimiz için yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu nedenle bacalarından yoğun duman çıkan işyeri ve binaları en yakın yetkili kurumlara bildirmeliyiz.

7-Hava kirliliğinin yoğun olduğu gün ve saatlerden sokak, cadde ve parklarda gezmemeliyiz. Unutmamalıyız ki, hava kirliliği en çok hastaları, yaşlıları ve çocukları etkilemektedir.

 

***

 

Yaşanabilir bir kent için; yeni bir bilinçle, yeni bir anlayışla, yeni bir davranışla haydi görev başına!..

 

Not: Bu çalışma -1994 yılında- Ortaöğrenim öğrencilerine ev ödevlerinde yardımcı olunması amacıyla hazırlanmıştır.